GÖYNÜM YOLLARDA KALDI

Bugünün meselesi değil gözlerin ve gönüllerin yollarda kalması..

Nice atlılar geçmiş tozlu topraklı yollardan..Nice kamçılar şakımış - dörtnala - düşmana ulaşmak için..Ve nice aşıklar "yol verin dağlar" demiş, "yolumuz gurbete düştü" diye ağıt yakmış.
Nice terler dökülmüş fındık büyüklüğünde kayalardan yol açmak için... Nice canlar verilmiş kayalara ve kapsüllere.
Hep cana, canana, dosta, düşmana ulaşmak için, insanlar için.
Denizyolu , demiryolu , otoyol olmuş, ama insanoğlu en önce ilkel araçlarla inşa edilen toprak yollarla tanışmış.
Çıplak ayakla basılmış adına yol denmiş, taş döşenmiş nice medeniyetlerin gri sokaklarını oluşturmuş, Çin'den İstanbul'a, oradan Avrupa içlerine kervanlar yürümüş; adı kral yolu olmuş, ipek yolu, ya da baharat yolu.
Yol işte; Gideceğin yere en kısa güzergah..Kısa derken atın yürüyebileceği kadar kısa..Makinenin ve modern araçların olmadığı dönemlerde vadi tabanları geçit verdiği ölçüde seçilmiş, sarp ve yoğun bitki örtüsü bulunan vadilerden kaçınılmış, yol güzergahları yüksek ama engelsiz topoğrafyaya taşınmış..Tabii soğuk kış günleri yüksek geçitlere kendi ismini vermiş: "Eğribel, Sakaltutan, Karabayır, Zigana, Kop, Sertavul " gibi.
Hanlar yapılmış yol güzergahlarında; yolcuların ve hayvanlarının dinlenmesi, karnını doyurması için; zaptiyesiz, korunaksız ve en büyük dostunun kınında yer aldığı.
İnsan aklı ayakları altına sermiş yolları, hedefine en kısa sürede ve en güvenli şekilde ulaşmak için tarih boyunca.. Güzergahlar değişmiş ama bu amaç hiç değişmemiş.
Yollar karayolu, hava, deniz ve demiryolu olarak sınıflandırılmış. Hava, deniz ve demiryollarının karayoluna göre bir çok avantajı bulunmasına rağmen Karadeniz bölgesinde sahil - dahil bağlantısı açısından karayolları büyük önem taşımış, dahili sahile, sahili de dahile bağlamak için sarp ve yalçın kayaları aşmak zorunda kalmış Karadenizliler yüzyıllar boyunca. Yol hikayeleri babadan oğula devredilen efsaneler haline gelmiş adeta.

Halil Rifat Paşa, Sivas Valiliği sırasında Şebinkarahisar Mutasarrıfı Reşit Paşa'yı huzuruna çağırıp Giresun – Dereli ve Şebinkarahisar bağlantısını kuran yol için o ünlü sözünü söylemiştir:
"Giresun bizim kazamız ama ne yazın gidebiliyoruz, ne kışın. Gitmediğimiz yer nasıl bizim ola ki? Tez Giresun kazamıza muhkem bir yol vurula…" Giresun – Dereli – şebinkarahisar yolunun  o yıllarda dahi çok önem arzettiği Halil Rıfat Paşa'nın sözleri ile günümüze kadar gelmiştir.

Aslında dedelerimizden torunlarımıza devrolan ve gün geçtikçe yenileri eklenen sorunlarımız il olma, tünel ve doğalgazdan ibaret değil tabi, ama konumuz gereği yol ve  ulaşım ekseninde kalalım şimdilik.
Ulaşım Şebinkarahisar için önemlidir. Hava, deniz ve demiryolu ulaşım imkânı bulunmadığına göre karayolu ulaşımı tek seçenektir memleketimiz için..Bir yerleşim yeri düşününüz ki, vilayet geçmişi, kendisine has tarihi ve kültürü mevcut, ancak insanları kendisini dışlanmış ve unutulmuş hissediyor. Aslında, yıllardır peşinde koşulan vilayetlik hakkını yeniden kazanma ülküsü de daha çok bu duygunun ortaya çıkardığı bir istektir kuşkusuz. Bir de ulaşım imkânları kısıtlı, gidilmesi ve gelinmesi zor bir Şebinkarahisar, Şebinkarahisarlıları ve Şebinkarahisar’ı görmek isteyenleri çaresizliğe sevk etmeye yetmektedir.

Şebinkarahisar coğrafi konum itibariyle Doğu Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu üçgeninin ortasında yer almaktadır. Bu bizim ekonomik kalkınma çabalarımız için bir avantajdır, elbette ama ulaşım imkânları izin verirse tabi.. Aynı coğrafi konum komşularımız Suşehri, Koyulhisar, Refahiye, Akıncılar, Gölova için de geçerlidir ancak onların bir avantajı vardır; transit yol üzerinde bulunmaktadırlar. Bir başka deyişle, komşularımızın Doğu Anadolu- İç Anadolu bağlantısı açısından karayolu ulaşımı daha kolaydır. Ancak, demiryolu ve havayolu bağlantısı açısından Sivas ve Erzincan’a bağımlıdırlar.
Karadeniz sahili bağlantısı açısından Şebinkarahisar  uygun şartlara sahip midir veya bunun için neler yapılmalıdır?
Şebinkarahisar’ın kalkınma ve büyüme açısından geri kalmışlığının nedenlerinden biri olan “ticari merkezlere bağlı yollardan uzak kalma”  durumuna çözüm bulmak gerekmektedir. Öncelikle şu soru sorulmalıdır: En yakın ticari merkezler nereleridir ve bu ticari merkezlere nasıl bağlanılır?
Bilindiği gibi, Şebinkarahisar eski bir vilayet merkezi olarak Doğu-Güneydoğu ipek yolu güzergahının Doğu Karadeniz çıkış yolu üzerinde yer almaktadır. Haritaya bakıldığında Şebinkarahisar, sahil vilayetleri olan Samsun-Ordu-Giresun-Trabzon ile iç vilayetler olarak adlandırabileceğimiz Amasya-Tokat-Sivas, Erzincan ve Gümüşhane eksenlerinin ortasında kalmakta ve bu özelliği ile de merkezi bir konum arz etmektedir.


İşte, Şebinkarahisar’ın etrafında yer alan söz konusu vilayetlerin merkezlerinden geçirilen temsili çizgilerle oluşturulacak geometrik çokgen şekle “Kelkit havzası ve civarı Kalkınma ve işbirliği bölgesi” adı verildiğinde Şebinkarahisar ve civarının ekonomik kalkınmasının anahtarı da yavaş yavaş şekillenmeye başlamış olacaktır.
Kalkınma ve işbirliğinin ulaşım dışında, sanayi, turizm, tarım, ticaret vs. gibi bileşenleri de önemlidir. Ancak, konuyu dağıtmamak için bu yazımda  ulaşım dışındaki konulara çok fazla değinmek istemiyorum.
Konu ulaşım olunca da karayolu ile çevre illere bağlantılarımızın ne durumda olduğu, karayolu ulaşımının iyileştirilmesi ile kalkınma ve işbirliği bölgesi bazında deniz, demir ve hava yolu alternatif ulaşım seçeneklerinden faydalanılması hususları üzerinde durmak gerekmektedir.
Aşağıdaki şekilde Şebinkarahisar-Giresun mevcut karayolu güzergahımız ile güzergahın genel bir boy kesiti Google Earth görüntüsü  üzerinde çalışılmış olup, kesit diyagramında mesafe, rakım ve eğim bilgilerine yer verilmektedir. 

Kesit incelendiğinde gündemde olan tünelin hangi rakımda olması, uzunluğunun ne olması gerektiği gibi sorulara da kolaylıkla cevap vermek mümkün olacaktır. Kesit üzerindeki 1632 rakımlı dikey eksen Şebinkarahisar Asarcık köyü üzerinde işaretlenmiştir.


(01.06.2011-Devam edecek..)

0 yorum:

Yorum Gönder

 
UA-23044442-2